Büyükelçi Güldere: Quadriga formatı Ukrayna-Türkiye ilişkilerini farklı bir seviyeye taşıdı (Röportaj)

Ukrinform’dan Olga Budnik’le röportaj yapan Türkiye Cumhuriyeti’nin Olağanüstü ve Tam Yetkili Kiev Büyükelçisi Yağmur Ahmet Güldere Kiev’deki quadriga formatında yapılan son toplantının, uluslararası meseleler ve güvenlik alanı üzerine Ukrayna-Türkiye diyaloğunu niteliksel olarak yeni bir seviyeye getirdiğini belirtti.

Ukrinform’da yayınlanan ve Ukrayna ve Türkiye’nin ortak çaba gerektiren başarıları ve sorunları, birbirleri için atılacak adımları, mevcut ve gelecek projeler hakkında yapılan röportajı Türkçeye çevirerek sunuyoruz:

Ukrayna ve Türkiye Dışişleri Bakanları ile Savunma Bakanlarının quadriga formatındaki ilk toplantısı 18 Aralık’ta Kiev’de gerçekleşti. Bu toplantının vurgulayabileceğiniz kilit noktaları nelerdir? Bu yeni iletişim biçimi olan “iki artı iki” neden bu kadar önemli ve özel?

“İki artı iki” formatındaki ilk buluşma önemli bir olaydı. Bu, Türkiye ve Ukrayna için yeni bir format, ancak ne kadar faydalı ve güçlü olduğunu şimdiden gösterdi. Dış politika ve güvenlik açısından ikili, çok taraflı ve bölgesel konuların çok yönlü olarak tartışılmasına izin vermektedir. Cumhurbaşkanı ve Başbakan, bakanlarımızı kabul etti; önceki ziyaretlerdeki gündemin takibini de sağlamaktadır. Özellikle Ekim ayında Ukrayna Cumhurbaşkanı Vladimir Zelenskiy ve Kasım ayında Başbakan Denis Şmigal’in Türkiye ziyaretleri olmuştu.

Ayrıca, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ukrayna Dışişleri Bakanlığındaki büyükelçiler konferansında onur konuğu oldu. Ukrayna büyükelçilerine çağrıda bulundu ve konuşmasının ardından, Donbass’taki durumdan zarar gören askeri personel ve kolluk kuvvetleri ile ailelerine yönelik 2015 yılında kurduğu yıllık program için Ukrayna kamu kuruluşundan ödül aldı. Rehabilitasyon programının bir parçası olarak her yıl Türkiye’ye yaklaşık 200 yaralıyı, onların çocuklarını ve diğer aile üyelerini alıyoruz. Bu, ülkelerimiz ve insanlarımız arasında eşsiz bir bağdır.

Ayrıca “iki artı iki” biçiminin dışında daha geniş bir vizyona dikkat çekmek istiyorum. Elbette ziyaret kapsamındaki tüm olaylar başlı başına önemliydi ama ikili ilişkilerimizde çok verimli geçen bir yılın da olumlu ve güçlü bir sonucuydu. Salgına rağmen, iki başkanlık düzeyinde ziyaret, bir başbakan ziyareti, bakanlık düzeyinde çok sayıda ziyaret gerçekleştirmeyi başardık. Quadriga bu nedenle bu faaliyeti özetledi ve yılın ilk yarısında yapacağımız Stratejik Konsey toplantısı öncesinde 2021 için iyi bir başlangıç oldu.

Bugün Ukrayna-Türkiye ilişkilerinin en aktif alanı askeri-teknik sektördeki işbirliğidir. Muharip İHA ve korvetlerinin ortak üretimine ilişkin anlaşma, Ukrayna Savunma Bakanı ve Türkiye Savunma Sanayii Başkanlığı düzeyinde son toplantıda imzalandı. Bize bunun hakkında daha fazla bilgi verir misiniz?

Evet, savunma sanayi Türk-Ukrayna işbirliğinin ufkunda yükselen bir yıldız gibi. İkili ilişkilerimiz her alanda gelişiyor ama savunma sanayinin özel bir enerjisi ve dinamizmi var. İHA ve korvetlerle ilgili yeni anlaşma, Savunma Sanayii Başkanımız İsmail Demir‘in ziyareti sırasında imzalandı. Türkiye ile Ukrayna’da savunma sanayileri arasında büyük bir sinerji görüyoruz. Ulusal düzeyde bir yer edinmemizi ve üçüncü ülkelere satabileceğimiz yüksek kalitede, rekabetçi ürünleri geliştirmemizi sağlayacak ortak üretim olanaklarına inanıyoruz. Bu, her zaman olduğu gibi, ülkelerimiz için karşılıklı fayda sağlayan bir çözüm olacaktır.

ABD’NİN TÜRKİYE’YE YAPTIRIMLARI İŞBİRLİĞİMİZİ ETKİLEMEYECEK

Okean Tersanesi, Ukrayna korvet yapım programını uygulamak üzere Türk Savunma Sanayii Müdürlüğü tarafından seçildi. İnsansız hava araçları ne olacak? Yeni işletmeler mi kurulacak yoksa mevcutlar üzerinden mi devam edecek?

Savunma sanayiindeki işbirliğimiz tek yönlü bir yol değil. Bu, her zaman teknoloji alışverişine ve yerelleştirilmesine önem verdiğimiz karşılıklı bir süreçtir. Ukrayna tarafının, Ukrayna’nın tüm bu sözleşmelere katkısını en üst düzeye çıkarmak için çabaladığını anlıyoruz. Türk tarafıyla müzakere eden firma ve yetkililer bu istekleri olabildiğince dikkate almaya çalışıyor. Sadece Türkiye’nin satışından bahsetmiyoruz, Ukrayna müşteri olduğunda, ortak projeler ve ortak üretimden bahsediyoruz. Bunlar hem devlete ait hem de özel şirketler. Yerel üretim olup olmayacağı onlara bağlı. Ve Ukrayna savunma sanayisinin bu üretimde büyük bir paya sahip olmasına şaşırmam.

Sözkonusu olan tek proje bunlar değil. Bir süredir Antonov State Enterprise ile ortak projeler hakkında konuşuyoruz. Bu aynı zamanda Quadriga toplantısında da ele alınan bir konuydu. Havacılık sektöründe işbirliği fırsatlarını keşfetmeye devam edeceğiz. Beklentilerin olduğu bir başka alan da uzaydır. Bu yıl uzay ajansımızın başkanı Ukrayna’yı ziyaret etti ve Ukraynalı meslektaşlarıyla bir araya geldi, işbirliği fırsatlarını tartıştı. Önümüzdeki yıl devam edeceğiz. Bütün bunlar bizi yakınlaştıran ve daha güçlü kılan görüşmeler.

ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırımları ülkelerimiz arasındaki bu işbirliğini etkileyecek mi?

İşbirliğimize gölge düşüreceğini sanmıyorum. Adil ve doğru olduğunu düşünmediğimiz şey bu. Sonunda, tekliflerimiz rekabetçi, beklentileri karşılayan ve bu nedenle hızla imzalanan anlaşmalardı. Türk savunma sanayii, tüm bunlara rağmen gelecekte de gelişmeye devam edecek Bizimle bu yolda beraber yürümek isteyen üçüncü ülkelerle işbirliği yapmaktan mutluluk duyacağız.

SERBEST TİCARET ANLAŞMASI HER İKİ TARAFIN BİRKAÇ ADIM ATMASINI GEREKTİRMEKTEDİR

Sayın Büyükelçi, 2020, koronavirüs pandemisi nedeniyle dünya ekonomileri için bir meydan okuma haline geldi. Ne Ukrayna, ne de Türkiye istisna değildir. Ancak, pozitif bir ticaret dengesini korumayı başardık. Pandemi geçen yıla göre Ukrayna ile Türkiye arasındaki ticareti nasıl etkiledi?

Herkes için zor bir yıldı: şirketler, yatırımcılar, ekonomiler için ama sizin de belirttiğiniz gibi rakamlar bu yıl zemin kaybetmediğimizi gösteriyor. Neredeyse geçen sene olduğumuz seviyedeyiz. Türkiye istatistiklerine göre ilk on ayda ticaret dengemiz 3.5 milyar dolardı, geçen yılın tamamında ise yaklaşık 4.5 milyar dolardı ve 2020’nin ilk on ayının göstergelerine bakarsanız, şimdi neredeyse geçmişte olduğumuz yerdeyiz. İki taraf arasında çok dengeli.

Aynı zamanda Türkiye ve Ukrayna’nın potansiyellerine, birlikte neler yapabileceklerine bakarsanız 5 milyar doların olması gereken rakam olduğuna inanmıyoruz. Bu nedenle, birincil hedef ticaret hacmini 10 milyar dolara çıkarmak olup; açıkçası bu konuda en etkili araç Serbest Ticaret Anlaşması olacaktır.

Ülkelerimiz arasındaki serbest ticaret anlaşması birkaç yıldır “imzalanmadan hemen önceki adım” aşamasındadır. Yakın zamanda, müzakere sürecinin bir “sıfırlanması” gerçekleşti. En aktif tartışma noktaları nelerdir? Türkiye’nin herhangi bir bölümle ilgili herhangi bir sorusu veya yorumu var mı?

“Yeniden başlatma” terimini kullanmanın daha uygun olacağını düşünüyorum, çünkü bu “yeniden başlamak” ile ilgili. Aslında bunu yapmadık, müzakere sürecini yeniden etkinleştirdik. Ülkelerimizin müzakere ekiplerinin internet üzerinden video konferanslar iletişim kurarak anlaşmanın bazı kısımlarını yapıcı bir şekilde tartıştığını biliyorum. Elbette tarafların ortak bir vizyona sahip olmadıkları konular var ve bu normal. Ancak cumhurbaşkanlarımızın açıkladığı 10 milyar dolarlık ticaret hedefine geçebilmemiz için bu son konuların olabildiğince çabuk sonuçlandırılmasını ve üstesinden gelinmesini istiyoruz.

Ayrıntılara girmek istemiyorum çünkü bu müzakere sürecinin bir parçası. Ama şunu söyleyeceğim: Türkiye ve Ukrayna gibi iki büyük ülke ve iki büyük ekonomiden bahsettiğimizde, müzakerelerde bazı zorlukların olması doğaldır. Ukrayna, kömür ve metalurji gibi bazı endüstrilerde ve tarımda görece bir avantaja sahip. Türkiye’nin makine mühendisliği, makine imalatı, tekstil gibi diğer bazı sektörlerde de avantajları var. Asıl nokta ortada buluşmamız gerektiğidir. Ukrayna’ya doğru birkaç adım atmamız gerekiyor. Ve Ukrayna bize doğru birkaç adım atmalı.

SERBEST TİCARET SÖZLEŞMESİ KARŞILIKLI OLACAK

Ne yazık ki, bu sözleşme her düzeyde aktif olarak desteklenmemektedir. Bununla ilgili görüşleriniz nelerdir?

Elbette, her iki ülkede de bu anlaşmanın işlerini olumsuz etkileyebileceğinden endişe eden çevreler var. Bazıları haklı, bazıları değil. 1995 yılında Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği anlaşması imzaladık. Türkiye’de birçok kişi, anlaşmanın Türk ekonomisini yok edeceğini söyleyerek tüm bu “kabus senaryolarını” uydurdu. Bunun belirli sektörlerin kaybolmasına yol açacağını ve binlerce insanın işsiz kalacağını, ekonominin düşeceğini vb. savundular. Ancak bugün Türkiye ekonomisine bakarsanız, ABD ve AB dahil en rekabetçi pazarlara yüksek teknolojili ürünler ihraç ettiğimizi göreceksiniz. Bu kısmen Gümrük Birliği anlaşması sonucunda elde ettiğimiz rekabet gücünden kaynaklanmaktadır. Başlangıçta belli zorluklar elbette vardı

Aramızdaki bir serbest ticaret anlaşmasının da benzer bir etkisi olacaktır. Kesinlikle. Bir adaptasyon dönemi olacak. Ancak ondan sonra, tabii ki, ekonomilerimizi daha güçlü, daha istikrarlı ve daha rekabetçi hale getirecek ve sadece ticaret için değil, aynı zamanda birbirlerine yatırım, teknoloji değişimi ve ortak üretim için de her iki taraftan yatırımcıları çekmeye yardımcı olacak bir araç haline gelecektir. Bir kazan-kazan anlaşması olacak. Umarım ülkelerimiz bu farklılıkları aşabilir, ortada buluşabilir ve her iki tarafın da faydalanmasını sağlayabilir.

TÜRK YATIRIMCILAR EKONOMİK, SOSYAL, KÜLTÜREL ALANLARDA UKRAYNA’NIN PARÇASI OLDU

Birçok Türk şirketi Ukrayna’da başarıyla faaliyet gösteriyor. Türk iş dünyası, Ukrayna’da artan yatırım ve arazi özelleştirmesine ilgisini defalarca dile getirdi. Türk iş adamlarının Ukrayna’da karşılaştığı en büyük zorluklar nelerdir?

-Türk yatırımcılar Ukrayna’ya içtenlikle inanıyor ve çok aktifler. Burada 3.5 milyar doların üzerinde yatırımımız var ve Ukrayna’nın en büyük yatırımcılarından biriyiz. Ve bu, belirli bir sektöre odaklanma değildir. Telekomünikasyondan ormancılığa, madencilikten yeşil enerjiye (hem güneş, hem de rüzgar) kadar çeşitli sektörlere yatırım yapıyoruz. İnşaat ve altyapı, yatırımcılarımızın çok aktif olduğu bir alandır. Rakamlar, sadece bir defaya mahsus bir anlaşma yapıp ayrılmak için burada olmadıklarını söylüyor. Birçoğu uzun yıllardır Ukrayna’da yaşamaktadır. Ekonomik, sosyal ve kültürel olarak Ukrayna’nın bir parçası oldular. Sadece iş yapıp Türkiye’ye para göndermiyorlar, burada yeni işler yapmaya devam ediyorlar, yeni fırsatlar arıyorlar ve sosyal sorumluluk konusunda çok aktifler. Aynı zamanda insanlarımızı ve ülkelerimizi birbirine yaklaştırmaya da yardımcı olan kültürel etkinliklere sponsor oluyorlar.

Sorunlar … Sorunlar her zaman olacaktır. Ukrayna hükümetine döndüğümüzde hep bizi dinliyorlar, her zaman olumlu yaklaşıyorlar, sorunları çözmeye çalışıyorlar. Bazılarının çözülmesi kolay, diğerleri daha fazla dikkat gerektiriyor, ancak taleplerimize gösterilen ilgiden dolayı Ukrayna’nın siyaset ve ekonomi alanındaki liderliğine minnettarız.

En sık ne tür destek isteniyor?

Belirli bir sorunu ele almak istemem, genel konuşuyorum. Rekabet kurallarını en iyi şekilde uygularsak, bu sorunların çoğu ortadan kalkar. Esas olan, hukukun üstünlüğünün doğru ve eksiksiz uygulanmasıdır ve bu, karşılaştığımız sorunların çoğunun ortadan kaldırılmasına yardımcı olacaktır. Bizimle iletişime geçen firmaların endişeleri ağırlıklı olarak bununla ilgilidir. Yargı sisteminde, bürokrasi ve benzeri konularda sorunlarımız var. Genel olarak, Ukrayna’nın doğru yönde ilerlediğini ve gidişatın daha iyi olacağını düşünüyorum. Tüm bu sorunların çözümü, yeni yatırımcıları çekmek için kesinlikle en iyisi olacaktır. Biz her zaman olduğu gibi bunda büyük bir potansiyel görüyoruz.

GELECEK YIL TARIM ARAZİSİ REFORMU İLE TARIMDA DİNAMİZM DAHA FAZLA OLACAK

Şu anda en aktif olarak hangi önemli projeler geliştiriliyor? Yakın gelecekte hangileri uygulanacak?

Faaliyetimizin ana yönlerinden biri, bildiğiniz gibi bazı Türk şehirlerini ve kasabalarını güçlü ekonomik bölgelere dönüştüren organize sanayi bölgelerinin oluşturulmasıdır. Bu, iş dünyası ve hükümetin birlikte çalıştığı bir düzenlemedir. Hükümet arazi sağlar ve vergileri düşürür, hatta sıfır vergi koyar, elektrik, gaz ve benzerleri için tarifeleri düşürür. İşletme yatırım yapar ve geliştirir ve bu aynı zamanda karşılıklı yarar sağlayan bir yaklaşımdır. Mariupol’da zaten benzer bir modelimiz var, diğer şehirler de onunla ilgileniyor.

Bir diğer başarılı ve gelecek vaat eden alan ise kamu-özel sektör ortaklığıdır (KÖİ). Ukrayna Başbakanı Denis Şmigal, Türkiye’yi ziyaret ettiğinde, Türkiye’deki KÖİ uygulamasının en güzel örneklerinden biri olan Ankara Şehir Hastanesini ziyaret etti. Ukrayna heyetinin bu modeli incelemesini bekliyoruz ve gelecek yıl somut projelere dönüştüğünü görmekten mutluluk duyacağız.

Yatırımcılarımızın takip ettiği bir diğer konu da özelleştirme potansiyeli artı tarım. Önümüzdeki yıl Ukrayna’daki toprak reformuyla tarımda daha fazla dinamizm göreceğimize inanıyorum. Bunu çok yakından takip ediyoruz. Önümüzdeki yılın bu yıldan daha hareketli geçeceğini ve yatırımlarımızın artmaya devam edeceğini düşünüyorum.

2020 YILINDA BİR MİLYON UKRAYNALI TÜRKİYE’Yİ ZİYARET ETTİ

Bu yıl Ukraynalılar salgına rağmen Türkiye’ye tatile gelen ilkler arasında. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından uygulanan Güvenli Turizm Sertifika Programı sayesinde tatillerinden memnun kaldılar. Türk turizm sektörü için bu sezon istatistikler neler?

Turizm benzersiz bir alandır. Bunu sadece gelir açısından görmüyorum. Turizmi, insanları birleştiren bir şey olarak görüyorum; çünkü Ukrayna’dan Türkiye’ye gelen her turist kültürümüze, mutfağımıza, dilimize, hatta işimize ilgiyle geri dönüyor. Aynı şey Türkiye’den Ukrayna’yı ziyaret eden turistler için de geçerli. Bilinmeyen bir ülkeye giderler ve sonsuza dek kalplerinde kalan Ukrayna ile geri dönerler. Dolayısıyla turizm sektöründe bu yıl elde ettiğimiz sonuçlardan özellikle memnunum. Geçen yıl çift yönlü turizmde bir rekor kırdık. Türkiye’yi ziyaret eden 1.5 milyon Ukraynalı ile Ukrayna’yı ziyaret eden 300 bin Türk oldu. Mevcut salgına rağmen 10 ayda 925 bin Ukraynalıyı ağırladık. Yıl sonunda 1 milyona ulaşmayı bekliyoruz. Bunun her iki taraf için de büyük bir başarı olduğunu düşünüyorum.

Dünya istatistiklerine bakarsanız, bazı ülkelerde hiç turizm faaliyeti olmadı. Çoğu destinasyonlarda % 80-90 oranında bir düşüş görüyoruz, ancak bizim durumumuzda düşüş yalnızca % 30. Bu, Turizm ve Kültür Bakanlığı başta olmak üzere birçok kurumun ve seyahat şirketlerinin çok titiz çalışmalarının sonucudur. Program ortaklaşa uygulandı ve çok başarılı bir şekilde çalıştı.

Önümüzdeki yıl özellikle Ukrayna’dan turistleri nasıl çekeceksiniz?

Bu güvenli turizm programının varlığı büyük bir sigortadır ve başlı başına Ukraynalı misafirlerimiz için gelecek yıl için de bir davettir. İnşallah aşı ile salgın yavaşlayacak ve gelecek yıla daha da iyi hazırlanacağız. Elbette önümüzdeki yıl bu rakamları bırakıp, daha önce sahip olduğumuz göstergelere yavaş yavaş geçeceğiz.

Bildiğiniz gibi, hükümetlerimizin attığı sayısız adım sayesinde bunlar mümkün oldu. Önce kalış süresini uzattık, sonra vizeleri iptal ettik ve ardından kimliklerler seyahat etmemize izin verildi. İki ülke birlikte hareket ediyor, insanlar arasındaki etkileşimi görmek güzel. Çünkü uzun yıllardır aynı denizin karşı taraflarında olmamıza, aramızda uzun bir mesafe olmamasına rağmen, sohbet etme, hatta çay içme fırsatımız olmadı. Bugün var ve ne kadar çok insan iletişim kurarsa, o kadar çok ortak yönümüz olduğunu anlıyorlar. Neredeyse iki yıl burada yaşadıktan sonra bunu görebiliyorum. Bu doğal bir sinerjidir. Ve 2020’de Türkiye’yi ziyaret eden milyon Ukraynalı muazzam ve aramızdaki eşsiz bağı doğruluyor.

Ayrıca medikal turizm kapsamında Türkiye’ye gelen Ukraynalılar ile spor için gidenlerin sayısı artıyor. Bu yıl Kiev’den Kayseri’ye uçuşlar çoktan başladı ve Ukrayna’dan gelen konuklar, paket turlar kapsamında Türk kayak merkezlerini ziyaret edebilmektedir.

KIRIM’IN İŞGALİNİ KABUL ETMİYORUZ

Türkiye tüm uluslararası platformlarda Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne verdiği desteği ve Kırım’ın Rusya tarafından geçici olarak işgalini tanımadığını beyan ediyor. Türkiye, Kiev tarafından başlatılan Kırım platformuna destek vermektedir, bunun için minnettarız.

Geçenlerde, Rusya Devlet Başkanı basın sekreteri Dmitriy Peskov, Moskova’nın Türk makamlarına Kırım konusundaki tutumunu kanıtlamaya devam ettiğini söyledi. Türkiye buna ve Kırım’da Tatarların tutuklanmasına ve aramalarına nasıl karşı çıkıyor?

Kırım konusundaki resmi tutumumuz 2014’ten beri kesinlikle net. İlhakı tanımadık ve tanımıyoruz. Bu, her düzeyde uluslararası ve ikili platformlarda ifade edildi.

Kırım platformuyla ilgili konularda, bu girişimi memnuniyetle karşıladığımızı söyledik. Hazırlık çalışmalarını Ukrayna’daki meslektaşlarımızla koordine ediyoruz. Ayrıca Ukrayna’nın diğer uluslararası platformdaki girişimlerini de destekliyoruz.

Kırım’daki arama ve tutuklamalarla ilgili olarak, Türkiye Dışişleri Bakanlığı bu eylemleri nasıl değerlendirdiğimize dair açıklamalar yaptı. Bu ifadeler, onları onaylamadığımızı açıkça göstermektedir. Ukrayna ile bu konuda ortak ve tek bir pozisyon almaya, tüm girişimlerde Ukrayna ve Kırım Tatarlarını desteklemeye devam edeceğiz.

Rus işgalinden sonra çok sayıda Kırım Tatarı Türkiye’ye göç etti. Genel olarak, tarihte Kırım Tatarlarının Türkiye’ye birçok defa göç dalgasıyaşandı. Bu aşamaları ve özelliklerini lütfen bize özetleyin. Kırım Tatar Türklerinin bugün Türk toplumundaki rolü nedir?

Sizin de belirttiğiniz gibi 18. yüzyılın sonlarından beri Anadolu’ya birçok Kırım Tatar göç dalgası yaşanmıştır. Zamanla buraya gelip yerleşen çok Kırım Tatarı oldu. Bugün onları birbirinden ayırmıyoruz çünkü onlar bizim bir parçamız. Bu arada, son 200 yılda çok zor koşullar altında korumayı başardıkları çok net bir öz kimlikleri var. Birçok trajedi yaşadılar, ancak dinlerini, dillerini ve kültürlerini korumayı başardılar. Bu büyük bir saygıyı hak ediyor.

Bugün Kırım Tatar kökenli 3-5 milyon Türkten bahsediyoruz. Ben de onlardan biriyim. İçimde Tatar kanı var ama doğrudan Kırım’dan değil, babamın annesi Romanya’daki Tatarlardan. Annem bile kayınvalidemden çiğbörek yapmayı öğrendi. Bugün, aile bir araya geldiğinde, bu bizim en sevdiğimiz yemek.

Türkiye’de siyaset, kültür, sanat, bilim çevrelerinde Kırım Tatar kökenli çok sayıda insan var. Türkiye’de önemli bir seviyelere gelmiş etmiş çok sayıda seçkin insan var. Bu, bize ait mozaiğin bir başka eşsiz ve harika parçası.

Türkiye, Ukrayna’daki Kırım Tatar toplumunu aktif olarak desteklemektedir. Bazı bölgelerde konut yapılması planlandı. Bu proje şu anda hangi aşamada?

Kırım Tatarları, 2014 sonrası da dahil olmak üzere tarih boyunca birçok acı yaşadı. Türkiye olarak Ukrayna hükümeti ile birlikte aktif olarak Ukrayna ve Kırım Tatarlarının bu sorunların üstesinden gelmesine yardımcı olmaya çalışıyoruz. Sadece konutla sınırlı değiller, aynı zamanda ibadethaneler, eğitim yerleri de var. Bu büyük bir paket.

Ukrayna ile Kırım Tatarlarına barınma sağlamak için bir anlaşmamız var ve bu konu “quadriga” toplantısında bir kez daha tartışıldı. Şubat ayından beri bu konuda Ukrayna yetkilileriyle temas halindeyiz. Şu anda, bu evler için en iyi lokasyonun belirlenmesi ve bu proje için yasal çerçevenin seçilmesinin son aşaması devam etmektedir. Bu sürecin yakında tamamlanacağını ve 2021’de inşaata başlayıp en kısa sürede tamamlayabileceğimizi umuyoruz. Bizim tarafımızdan, projenin uygulanmasından TOKİ sorumludur.

İKİLİ İLİŞKİLERDE ATILAN GÜNLÜK ADIMLAR – MUHTEŞEM DENEYİM

Sayın Büyükelçi, neredeyse iki yıldır Ukrayna’dasınız. Ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin gelişmesine katkılarınızdan dolayı ödüllendirildiniz. Bu süre zarfında en büyük başarınızın ne olduğunu düşünüyorsunuz?

“Büyükelçilik olarak bu büyük sinerjinin bir parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz. En büyük başarım olarak belirli bir şeyi ayırmamayı tercih ederim. Buradaki her şey harika bir deneyimdi. Savunma sanayi projeleri, salgın sırasında sağlanan tıbbi yardım, Ukrayna makamları ile Mart-Nisan ayları arasında gerçekleştirilen tahliye, TİKA ve Yunus Emre Enstitüsü aracılığıyla yürüttüğümüz projeler, binaların tadilatı, kültür merkezleri, dil kursları, Ukrayna’da Türk markalarının mağaza açması …

Bir diğer özel an da, Ukrayna Halk Cumhuriyeti döneminde Osmanlı Büyükelçiliğinin (Kiev’deki) Premier Palace Hotel’de faaliyet gösterdiğini ve otelin duvarına bir anıt plaketinin yerleştirilmesiydi.

Bu dalganın bir parçası olmak, bazen küçük, bazen büyük, günlük adımları atmak inanılmaz bir deneyim.

Olga Budnik

ukrhaber.com

Kadir Çurku

Ekonomist. Türkiye’de Buz hokeyi, Artistik Buz Pateni Tarihi ve fotoğraf ile ilgilenmekte. Sitenin yönetimi yanında sitede editörlük yapmaktadır. 29 yıldır Kiev'de yaşamaktadır. İletişim: [email protected]